Serin şeyler yazmak lazım...
Bir yaz akşamında, yeni sulanmış çimlerin üzerinde etekleri salına salına dolanan bir çift çıplak ayağa dair mesela,
Biberiyelerin buram buram kokularını salmaları, yaseminlerin kapı girişinde begonvillerle yaşadığı aşka tanık olmak mesela,
Güneşin seren ucunu geçmesine yakın mutfakta bir telaşın başlaması,
Akşam yemeğine hazırlık telaşı içinde salatalıkların, domateslerin, nanelerin, maydanozun, soğanın, rokanın mutfağa koşturmaları, zeytinyağının limonla incecik şifondan bir elbise gibi üzerlerinden salınması mesela,
Üst balkondan uçuşan perdelerin arasından yükselen Charles Aznavour'lar, Seyyan Hanımlar ve Rembetiko ezgileri arasında, masaya börülce salatası, barbunya pilaki, patlıcan salatası yetiştirme telaşında, semizotunun "bu yoğurt nerde kaldı, masaya geç kalıcam ?" derdinde olması mesela,
Masaya kolalanmış sakız gibi keten örtü şöylee bir seriledururken, üstüne hemen güller yerleşiversinler, fenerler dallardan sarkarken, tabak çanaklar sıraya dizilip akşama selam dursunlar, kolalı peçeteler unutulmasınlar ama sakın ha, hatırları kalır sonra,
Kapıdan fırına yollanmış oğlan ekmeklerin kafasını dayanamayıp yemiş olarak bahçe kapısından girsin mesela, eli ayağı kir pas içinde, pencereden annenin tiz perdeden sesinin yankılanmasını duyanca telaşla banyonun yolunu tutsa mesela,
Ateşi inceden inceden içlenmiş mangal, terbiyeli etlere bir kül uçumluk selam edip haber salsa mesela,
Pilavın şehriyesi çok mu kavruldu, suyu fazla mı kaçtı derdinden, kirazın, eriğin, çileğin, karpuzla, kavunun "biz yıkanıp hazır olmadık, daha buzdolabına da konmadık" diye dudakları bükülse mesela,
Herkes pürtelaş masaya oturduğunda buz gibi limonata, buz ile su, ve tüm öteki içecekler mutfaktan bağırıyor olsa "bizi unuttunuzzzz" diye,
Yemekler yenilse, son lokmalara sohbet bandırıla bandırıla, köz türk kahvesine göz kırpıyor olsa mesela,
Kahvelerden sonra Şacettin Tanyeli'nin ezgilerine kendini kaptıran evin beyi dayanamayıp evin küçük hanımını dansa kaldırsa mesela, salınsalar çimenlerin üstünde adam baksa kadının gözlerinin derinliklerine,
"...Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor..." dercesine,
evin büyük hanımı baksa "ahh gençlik ahh" dercesine mesela,
Yıldızlar kıskançlıktan çatlasalar, inceden inceden çamların kokusu duyulsa,
Yaz olsa mesela,
Yer neresi mi olsun, hmm...?
"Göğe bakma durağı" olsa mesela,
"Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç..." dense,
Göğe baksak mesela,
Misal bu ya...

1 yorum:
niye ki acaba okurken bu yazıları gözlerim doluyor, içime içime işliyor kelimeler? Blogun hayırlı olsun Rana'cığım. :) Umut
Yorum Gönder