11 Mart 2012 Pazar

MIRILDANDIklarım...Geçmiş pazarlardan kalanlar...


Önüme çorba malzemelerini koymuşken oturdum, çayımdan bir yudum aldım, ekrana bakakaldım, döndüm hızla odama gidip içine mercimek çorbası tarifini yazdığım şiir kitabımı buldum. Çorba tarifi ve şiir kitabı ne alakası var demeyin çok var; eskiden her okuduğum şiirin yanına bir yemek tarifi iliştirirdim ne garip, her şiir ruhuma iyi gelip iyileştirirken yanında içilen, yenen tariflerde midemi iyileştirirdi. Kalbim...Kalbim o şiirin denizine bir dalıp çıkarak bir nebze olsa ferahlardı. 

Siz bilmezsiniz benim ruhum, kalbim ve midem üç elti gibidir. Biri diğerini hiç çekemez, öbürü öbürünü darlandırır, derken onlar her daimharp ederken olan bana olur . 

Bazen bu üç eltinin gürültüsünü bastırsın diye tarifin yanına bir nota ailesini katık edermişim, bu yemeğin yanına, bu gider dercesine...

Bugün mercimek çorbası tarifini ararken onu Murathan Mungan'ın Mırıldandıkları'nın arasında buldum, tarifin yanına Bülent Ortaçgil'in Değirmenlere Karşı'sı ile Fikret Kızılok'un Oysa Ben'i, Fikret Kızılok ile Bülent Ortaçgil düeti Düşler not düşülmüş...  

Siz bir yerlerde saklanmış bu şarkıları arayıp buladurun, ben de aşağıda yavaş yavaş çorbayı hazırlamaya başlayayım, sonra birlikte camın kenarına oturup çorbamızı yudumlarken şiiri yanına katık ederiz...

"Bir bardak mercimek, 1 soğan, 1 çorba kaşığı un, 1 havuç, 1 patates, 1 et ya da tavuk bulyon, 1 yemek kaşığı zeytinyağı ile 1 yemek kaşığı tereyağı, 1 diş sarımsak 7-8 bardak su ile tuz, kırmızı pul biber mutfak sahnesine davet edilir. 

Soğanları rendelerken ne kadar birikmiş gözyaşı varsa cömertlikle yemeğe katılır ki daha içli ve lezzetli olsun. Tencerenin içinde zeytinyağ ile utançtan pembeleşen soğanları görüp dayanamayan 1 kaşık un da kendini tencereye atar, onlarla beraber kavrulur, duyan gelmiş misali telaş içerisinde koşturan küçük parçalar halindeki havuç, patates, tavuk/et bulyon, mercimek ve sarımsak da tencerenin içine cup diye atlarlar.  Ağzınızın tadını tuzunu kaçıranlar ölçüsünde eklenen tuzla, döktüğünüz gözyaşlarını hesaba katmadan koyduğunuz suyunu da ekleyince çorbayı bir kendi haline bırakın, kaynasın, pişsin, olsun. Bu arada Mazhar Alanson'un Benim Hala Umudum Var diyen sesini duyan havuçlar pişerse, çorbanın ocaktan vazgeçip hayat süzgecinden geçme vakti gelmiş demektir.  

Süzüm süzüm süzülen haline bakmayın siz onun, üstünde tereyağına aşık, acıya dayanıklılığınız ölçüsünde pul biber gezmeden mercimek çorbası, midenize gelin edilemez..."

Çorbayı en sevdiğim mavi kaseme koydum, - bir daha ki sefere söz tarifini vereceğim- mısır ekmeğimi ve yanına şiir kitabım yerleştirdiğim tepsimle, battaniyeme sarınıp camın önündeki koltuğuma kıvrıldım ve sayfaları çevirmeye başladım...

MIRILDANDIKLARIM...

Kırdın mı incittin mi birilerini 
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. 
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? 
Yeniden düşünmeliyim 
Dostluklarımı, ilişkilerimi 
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı 
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? 
Borçlarımı ödedim mi? 
Doğru seçtim mi soruların fiillerini? 
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli
mi? 
Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, 
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? 
Yokladım mı duygularımı 
Hala sevebiliyor muyum insanları? 
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları 
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan 
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım 
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar 
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar 
Gece telefonları, ıssız konuşmalar 
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler 
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey 
O kadar çok anlattım ki 
Kendime kaldım anlatmaktan... 
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan 
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, 
Ofset duyarlılıklardan 
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün'
kirletmediği 
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum 
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar 
Hala bir umut var mıdır 
Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde 
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz 
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar 
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken 
Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız 
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim
ve dileğim senin ve benim ,
yani bizim için.. M.M.

Afiyet olsun...

Hiç yorum yok: